24 Kasım 2011 Perşembe

Kağıtta pastırma


Benim dedem pastırmacıydı. Pastırmacı deyip geçmeyin, dükkanı Eskişehir'in en havalı şarküterilerindendi. Etin, sucuğun, tereyağının, peynir ve zeytinin en iyisini aramamın, başkasının evinde yediğimi beğenmememin nedeni de bu aslında. Ama hepsinden çok pastırma.

8 Ekim 2011 Cumartesi

Limonlu kurabiyeli dondurma


Yaz bitse de dondurma sevdası bitmez.

29 Eylül 2011 Perşembe

Speculoos - Tarçınlı Belçika kurabiyeleri


Speculoos, Avrupa'da özellikle Noel zamanında yenen, çok lezzetli bir kış kurabiyesi. Çayın yanında yemek için daha güzel bir kurabiye olamaz, özellikle tarçın ve zencefil sevenlerdenseniz. Tadı blogumda daha önce paylaştığım zencefilli kurabiyeyi andırsa da, bunlar çok daha hafif çünkü pekmez kullanılmıyor. Üstelik tereyağıyla yapılan çoğu kurabiye gibi istediğiniz şekle girebiliyorlar. Kurabiyelere şekil vermek mutfaktaki en eğlenceli işlerden biri bence.

26 Temmuz 2011 Salı

Aztek acı çikolata dondurması

Bu tarifi David Lebovitz'in efsane dondurma kitabı The Perfect Scoop'dan aldım, ben çok sevdim ama misafirlerimin çoğu çok acı buldu. Tabi burada benim acı biber oranını iki katına çıkartmam da bir rol oynuyor... Acı biber ve bitter çikolata sevenler için mükemmel bir dondurma, hele sıcak havada buz gibi bir dondurmanın aynı anda hem dilinizi donduruyor hem de yakıyor olma hissi, müthiş bir şey.

Tabi sorbet tarzı dondurmaları elde yapmak oldukça kolayken, kremalı dondurmaları dondurma makinesi olmadan yapmak biraz zor. Hemen bir dondurma makinesi edinmenizi tavsiye ediyorum.

Kuğu eklerler


Kuğu ekler fotoğraflarını gören bir çok arkadaşım tarifini istedi, halbuki öyle tarif istenecek yapması zor bir şey değil. Sadece basit bir puf hamuru yapıyorsunuz, gerisi biraz el becerisi. Yapımı çok zor olmadığı halde görüntüsü çok havalı, malzemenizin kalitesine bağlı olarak da çok lezzetli olabilecek bir şey. Önemli bir misafiriniz geldiğinde denemenizi şiddetle tavsiye ederim :)

6 Mayıs 2011 Cuma

Zeynep Öykü'nün kabak tatlısı


Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi kabak tatlısını sevmem, çünkü genelde ıslak ve aşırı şekerli yapılır. Ama kendime has bir kabak tatlım da yok değil, ve kabağı bu şekilde çok seviyorum.
Kabakları önce haşlayıp sonra fırına koymuyorum, içine ayrıca su eklemiyorum. Zaten kabaklar fırında çok yavaş piştikleri zaman biraz su bırakıyorlar, bu onların tepsiye yapışmasını engelliyor, ve tatlının son derece hafif olmasını sağlıyor. Bu kabakların içinde olabilecek en az şeker var, sadece tatlı olmalarına yetecek kadar.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Balkabağı Çorbası


Beni takip edenler balkabağı ile bir çok farklı şey yaptığımı görmüştür; balkabaklı kek, fırında balkabağı, balkabağı tatlısı... Sanıyorsunuz ki ben balkabağını çok seviyorum. Hiç öyle değil! Kabak tatlısı herhalde dışarıda asla yemeyeceğim yegane tatlılardan biridir, çünkü çoğu yerde vıcık vıcık şeker içinde zaten kendi tatlı olan balkabağını yenilmeyecek bir hale getiriyorlar. İşte ben de bu sevmediğim kış mevyesini sevmek, zevkle yemek için değişik yollara başvurdum.



25 Nisan 2011 Pazartesi

Sivrihisar tarhanası


Sivrihisar'ın tarhanasına tarhana demeye bin şahit ister, Anadolu'nun diğer yerlerinde gördüğüm tarhanalardan çok farklıdır. Bizim orada yoğurt, süt, yumurta bol olur, çok fazla kuzu yetiştirilir. Haliyle tarhanamız da ona göre, yoğurt ve yumurtadan yapılır.

Tarhana hamuru ufalanmaz, çimdiklenip büyük büyük kurutulur, yumuşaması için önceden ıslatmak gerekir. Bir gece öncesinden ıslatırsanız işiniz kolaylaşır, veya sıcak suyla eritip elinizle ezerek hamuru suya yedirebilir, yine erimeyenleri çimdikleyip tekrar kurutabilirsiniz.

İçine kurutulmuş bir kırmızı biber ezebilir, veya mantının üzerine koyduğumuz biberle kızarmış tereyağından dökebilirsiniz. Bu tarhananın ekşimsi, farklı bir tadı vardır, kokusu biraz işkembeyi hatırlatır bana.

23 Nisan 2011 Cumartesi

Sivrihisarlılar boğazlarına pek düşkündür.


Bu gün kuzenimin düğünü için Eskişehir'deydim, mantı yiyecek, hamama gidecek vakit olmadı ama ilk fırsatta iyi bir kese ve tepsi tepsi mantı için geri geleceğim.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Adalar pazarı

Organik pazar kadar güzel olmasa da bütün sebze alışverişimi adalar pazarından yapmaya başladım. Bir de peynirci var çift sarılı pek bir taze yumurtaları oluyor. Kışın çok daha az pazarcı geliyor tabi, müşteri de az. Böyle olunca alışveriş yapmak da çok kolay ve sakin bir iş haline geliyor. Şimdi ıspanaklar taze, kerevizler mis gibi. Balkabakları pek güzel değil ama ağzımı fazla açmayım balkabakçı amca pek tekin birine benzemiyor çünkü :)

11 Ocak 2011 Salı

3-2-1 Shortbread

Günlerden bir gün, İngiltere'de mükemmel bir shortbread yediğimden beri, shortbread ile aramızda bir aşk ve nefret ilişkisi oldu. Sayısız tarif denedim. Asla memnun kalmadım.

Shortbread denilen çok basit bir kurabiye aslında. Buram buram tereyağı kokan, ağızda dağılan, çayla yemesi çok keyifli, kokusu bile yeter bir şey. Bu kadar bağımlılık yapacağını bilsem, İngiltere'den fabrikayı boşaltıp gelirdim. Ne yazık ki o zaman bu kadar önemsememiştim shortbreadi. Marketlerde satılan türlü shortbreadleri yedim, Walkers'ın bütün çeşitlerini tek tek denedim. Yine tatmin olmadım, kendim çeşitli tarifler denemeye başladım.

9 Ocak 2011 Pazar

Balkabaklı Kek



Havuçlu kek havasında ama ondan bin kat güzel bir kek oldu bu. Yemeğe doyamadık, biter bitmez bir posta daha yaptım ama bu sefer bir kaç dakika fazla kalmış fırında (unutulmuş demek daha doğru) biraz kuru olmuştu.
Kek kalıbını İkea'dan almıştım, gerçekten çok uygun oldu bu keke. Çok girintili çıkıntılı olduğu için kenarları bol kıtırlı ama içi yumuşak ve sulu oldu. Büyük kek annem, küçüğü de Öykücan :)
Çayla yemesi pek keyifli, çok hafif, çok lezzetli. Şiddetle tavsiye ediyorum.